25 Eylül 2021
  1. Anasayfa
  2. Sanayi
  3. ÜRÜN VE HİZMETİN KİMLİĞİ: MARKALAŞMA

ÜRÜN VE HİZMETİN KİMLİĞİ: MARKALAŞMA

ÜRÜN VE  HİZMETİN  KİMLİĞİ: MARKALAŞMA

"Ülkemizde özellikle değer yaratma açısından ele alınması gereken sorunlardan bir tanesi markalaşma faaliyetlerinin genel bir anlayış hâline dönüşmesini sağlamaktır. Bununla ilgili önemli derecede yüksek katma değer ve yüksek teknoloji içeren ürünler ihraç etmek için hamleler yapılıyor."

     Markalaşmak ürün ve hizmete kimlik kazandıran önemli bir olgudur. Patent alma ve logo oluşturmanın yanı sıra isim; işaretler, reklâm, ürün kullanıcıları ve çeşitli sosyal aktivitelerin etkisiyle tüketicinin zihninde bırakılan etkidir. Günümüz çalışma ve rekabet ortamında bir firmanın yurtiçi ve yurtdışında başarılı olması ve bilinirliğini artırması o firmanın markalaşmasına bağlıdır. Stratejisini doğru kuran, iletişimini iyi yapanlar, kendilerinin tercih edilmesini sağlayabilir. Hatta aynı ürün ve hizmeti daha fazla ücret ödeyerek satın almaya hazır müşterilerin oluşmasını sağlayan benzersiz değer önermesi ortaya koyabilir.
     Eğer bir markanız olacaksa markanızın içini dolduracak ögeler ciddiyetle ele alınmalı ve bu konuda ilerlemek için bir yol haritanız olmalıdır. Araştırma-geliştirme faaliyetlerine önem verilmeli, farklılaşmış, benzersiz ve yeni ürünler geliştirmek için planlar oluşturulmalıdır. İşletme içinden işletme dışından gelen fikirlere önem vererek tüm fikirler ele alınmalıdır. Günümüzde dünyaca bilinen markaların çoğuna baktığınızda daha önce kimsenin aklına gelmeyen ya da yapılabilir bulmadığı fikirler, yıllar sonra bu markaları oluşturan yenilikçi ürün ve hizmetler olarak karşımıza çıkmıştır. Kısa vadede olabilecek bir inovasyon olmadığının bilincinde kalarak kısa, orta ve uzun vadede şekillenecek zamana yayılmalıdır. Müşteriyi kazanmak ilk amaç olduğu takdirde başarılabilir. Eğer gerçekten global anlamda marka olmak istiyorsak, sadece iç pazarda olan faaliyetlerimiz yanında dış pazar faaliyetlerine de odaklanmamız gerekmektedir. Küresel olarak üretimi ve tüketimi mümkün olan ürünlerde dünya çapında rekabet fason üretimle değil, ne olduğunu bilen ve anlatabilen üretim ve yönetim metotlarıyla mümkün olabilir. Pazar araştırma şirketlerinin yayınladığı ve tüketicilerin eğilimlerini gösteren trend analizleri dikkate alınmalı, müşterinin ve hedef kitlenizin nabzı sürekli tutulmalıdır. Aynı ürün de olsa markalaşmasını tamamlamış ve bunu sürdürebilen firmaların bir aurası olduğunu kabul etmek gerekir. Bu aura, benzersiz değer önermesi ile o kurumun varoluş nedeninden menkul olarak tanımlanabilir ve onların ürününe değer katmaktadır. Bir kişinin markalaşmasından bahsediyorsak da bu, onun fikir ve düşüncelerinin daha fazla itibar görmesi, daha inandırıcı olması, daha fazla haz ve/veya fayda vermesi gibi anlamlara gelecektir.
     Dünyanın en iyi aşçıları annelerdir. Öyle değil mi? Ama evde annesinin yaptığı mis gibi köfte dururken koşa koşa Burger King’e hamburger yemeye giden gençlerin de bir sebebi var, Nusret’e giden gençlerin de. . .Burger King cesur pazarlama çalışmalarıyla bilinir. 2013 yılında Burger King daha az yağ ve kalori içeren patates kızartması ürününü tanıtmak için New York, Los Angeles ve Chicago sokaklarında dev patates kızartmaları bırakmıştı. Dev patatesler aslında ücretsiz Wi-Fi noktalarıydı. Bu tarz inovatif düşünceleriyle müşterilerin dikkatini çekip zihinlerde yer edinebilmiştir. Nusret de rakip işletmelerden farklı servis teknikleriyle ilgi çekmeyi başarmış ve kısa sürede geniş kitlece tanınabilmiştir. Bir şirketin önce kendisine Piyasadaki pozisyonum ne? Rakiplerimden farkım ne? İsmim Pozisyonumu destekliyor mu? sorularını müşterilerin perspektifinden cevaplaması gerekir.
     Ayrıca farklılaşmak için sizi rakiplerinizden daha özel kılanı ortaya koymalısınız. Coca Cola’nın “Hayatın Tadı” ve Nokia’nın “Connecting People” gibi sloganlarını bu konuyla ilgili iyi birer örnektir.
     İki yıl önce, Yves Saint Laurent kış koleksiyonunda satışa sunduğu basma elbiseye 14 bin 500 liralık etiket koyunca Türkiye’de günlerce haber olduğunu hatırlayalım. Ülkemiz insanlarının gayet iyi bildiği basma kıyafetler, o yıl semt pazarlarında 15 liraya satılıyordu... Kumaş kalitesini göz önünde bulundursak da aradaki binlerce lira farkın büyük sebebi marka değeridir.
     Ülkemizde özellikle değer yaratma açısından ele alınması gereken sorunlardan bir tanesi markalaşma faaliyetlerinin genel bir anlayış hâline dönüşmesini sağlamaktır. Bununla ilgili önemli derecede yüksek katma değer ve yüksek teknoloji içeren ürünler ihraç etmek için hamleler yapılıyor.
     Özellikle ASELSAN’ın 2018 yılında markalaşma konusunda çok ciddi bir atılım yaptığını gözlemliyoruz. Türkiye’nin Türk Hava Yolları (THY), ASELSAN gibi önemli markalarıyla beraber dünyaya açıldığını görüyoruz. THY Türkiye’nin hem ülke markasına katkı getirmiş hem de İstanbul’dan sonra ülkenin en büyük uluslararası markası olmuş ve 2018’de hedeflerini aşarak tutturmuştur. Artık ürün ihracatında öne çıkan bu kalemler Türkiye’yi gelecek yıllarda daha ileriye taşıyacak unsurlar haline geliyor. Ülkelerin marka değeri sıralaması Ar-Ge araştırmasının sonuçlarına göre 2017 yılında ‘Made in Turkey’ etiketi 37’nci sırada yer aldı. Markalaşmak ülke ekonomisi için de hayati önem arz etmektedir. Çünkü kendinizi net bir biçimde ortaya koyabilmeniz sizin katma değer yaratabilmenize, bu da ülke ekonomisine ihracat artışı olarak katkıda bulunabilmenize yardımcı olacaktır.
     Tek etken elbette markalaşma değil; ancak Güney Kore ile ülkemizin karşılaştırılması bu husustaki atılımların anlamlı görünmesine yardımcı olacaktır. 1960’lı yıllarda Güney Kore’ de kişi başına düşen milli gelir 80 ABD Doları düzeyindeyken, ülkemizde kişi başına düşen milli gelir ise 380 ABD Doları düzeyindeydi. Günümüze kabaca baktığımızdaysa dünya çapında bilinen markalara sahip olmuş olan Güney Kore’nin (Samsung, LG ve KIA bu markalara örnek teşkil eder), GSMH’si 1.129 Milyar ABD Doları, ülkemizdeyse yaklaşık 1.114 Milyar Dolar. Bu anlamda ülkemizin de bu konu ile ilgili çalışmaları hızlandıracağını ve bu konuya gereken değeri fazlasıyla vereceğini öngörüyoruz.
     Marka oluşturma çalışmalarında kurumlara ve Meslek Odalarına da görevler düşmektedir. Patent Enstitüsü’nden, İGEME’ye Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan İhracatçılar Birliği’ne kadar uzanan kurumsal destek yanında TÜBİTAK, TTGV ve TMMOB’ye bağlı ilgili Meslek Odalarına kadar giden bilimsel, teknolojik ve yetişmiş insan desteği, “marka”nın yerleşmesinde büyük önem taşımaktadır. Markaya olan bağlılık bir ürüne olan bağlılıktan daha sağlam ve gerçekçidir. Güvenilir bir markadan alışveriş yapmak müşteriler için risk faktörünü azaltmaktadır ve bu sayede ülkenin katma değerine de büyük destek sağlanır.
                                                                                                        Nazlı Nur Deniz GARGACI
     
     

image description
image description
image description
image description

Ayşe Akpınar

Şubat 2021

Merhaba, ben Ayşe Akpınar. Manisalıyım ve 20 yaşındayım. Uludağ Üniversitesinde Gıda Mühendisliği okuyorum. Bu platformda bazen mesleğimle, bazen okuduğum bir kitapla bazende ilginç konularla ilgili yazılar yazacağım. Bu yüzden yazılarım arasından kendi ilgi alanlarınızla bağdaşanları bulup okumanızı öneririm.

0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

https://inovatifbakis.com.tr/assets/