25 Eylül 2021
  1. Anasayfa
  2. Teknoloji
  3. RÖPORTAJ Halil TOKEL

RÖPORTAJ Halil TOKEL

RÖPORTAJ Halil TOKEL

Halil TOKEL , uzun yıllara dayanan siyasi ve bürokratik birikimi ile birçok önemli siyasi liderin yanında yer almış ve danışmanlık yapmış. Kendisini sürekli çalışmaya ve ülkesinin gelişimine adayan Halil TOKEL şu anda THY Teknik A.Ş. Genel Müdür Danışmanı olarak görev yapıyor. Havacılık ve uçak sanayine meraklı okurlarımız için dikkat çeken bir röportaj gerçekleştirdik. Türkiye’de havacılık sanayi ne durumda? Sanayicilere ve bürokratlara düşen görevler nelerdir? 2023’e kadar kendi uçağımızı yapabilecek miyiz? Savunma sanayinde tamamen yerli üretime geçiş nasıl sağlanabilir? Bu soruların yanıtlarını röportajımızda okuyabilirsiniz.

Sayın TOKEL öncelikle daha geniş bir çerçeve çizebilmek amacıyla sizi tanıyabilir miyiz? Bugüne kadar görev aldığınız kurumlar ve çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Halil TOKEL: İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi uçak bölümünden 1982 yılında mezun oldum. Takip eden sene içerisinde 2 master yaptım. Birisi uçak bölümünde diğer ise işletme bölümünde. Daha sonra işletme masterı üzerinden de doktora çalışması yeterliliğimi verdim. Doktora tezini meşguliyetlerden dolayı veremediğim için bekliyorum.Bu arada İstanbul Teknik Üniversitesi uçak ve uzay bilimlerinde asistan olarak çalıştım. Ardından üniversitede hoca olmak adına YÖK’ün projesi kapsamında İngiltere’ye gittim. Döndükten sonra İstanbul Üniversitesinde mecburi hizmetim vardı onu tamamladım. Bu sırada Savunma Sanayi Müsteşarlığı yeni kurulmuştu, ilk proöjelerine başlamıştı ve bende bu kuruma 1989 yılında İstanbul Üniversite’sinden geçtim. Geçer geçmez,İspanyollarla ortak üretim olarak gerçekleştirilen CASA hafif nakliye uçak projesinin bir uzmanı olarak çalışmaya başladım. Daha sonra aynı projenin genel koordinatörü oldum. Bu proje kapsamında İspanya Sevilla’da CASA üretim tesislerinde bir seneyi aşkın bir süre proje ofis müdürü olarak çalıştım. Bu proje 50 adet CN-235 uçağının TAI tesislerinde ortak üretim projesiydi. Böylece 5 ton faydalı yük taşıyan bir hafif nakliye uçağının nasıl tasarlandığı ve imal edildiğini, ortak tasarım ve üretim sahalarında birebir yaşadım. Savunma Sanayi Müsteşarlığındaki bu projemizin özelliği; üniversiteden gelmiş olmam nedeniyle ilk defa ortak üretim kontratlarına ilave edilmesine vesile olduğum maddeler kapsamında, Casa firmasının İspanya Madrid Getafe tesislerindeki Ar-Ge birimlerinde gerçekleştirilen 360 adam/ay bir uçak tasarım ve Ar-Ge eğitimlerinin mühendislerimize aldırılmış olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye’den 44’ün üzerinde uçak, makina, elektrik-elektronik mühendisleri bu kapsamda uçak tasarımı ve Ar-Ge’si konularında OJT-İşbaşı Eğitimlerini İspanya’da almışlardır. Şu andaki sanayi bakanımız Sayın Faruk ÖZLÜ, İTÜ Rektör Yardımcımız İbrahim ÖZKOL, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Dekanı Metin Orhan KAYA bu proje kapsamında giden arkadaşlarımızdandı. Söz konusu mühendislerimiz orada bir İspanyol mühendisin yanında usta- çırak ilişkisi diyebileceğimiz bir eğitimle(OJT) uçak tasarımının safhalarını öğrenmişlerdir. SSM (Savunma Sanayi Müsteşarlığı) olarak niyetimiz; bu ekibi TAI bünyesindeki tasarım bölümünde görevlendirmek olmasına rağmen değişik nedenlerle bu hedefimiz gerçekleşemedi.Fakat bu arkadaşlarımız bulundukları kuruluşlarda en üst düzeyde katkı sağlayacak seviyeye gelmiş oldular. Bahsi geçen dönemde Savunma Sanayi Müsteşarlığı geceli gündüzlü yoğun bir şekilde ilk dönem proje çalışmalarını yapmaktaydı. Bende uçak mühendisi olarak hem EUROCopter hem de Sikorsky genel maksat helikopterleri ortak üretim projelerinin her safhasında görev aldım ve bu kapsamda Fransa Marignane’deki EuroCopter helikopter tesislerinde proje kontrol ofis müdürü olarak çalıştım. Aynı zamanda birden fazla Ar-Ge ile ilgili projeler de tarafımdan yönetildi. Daha sonra bu çalışmalar devam ederken 1996 yılında rahmetli Necmettin ERBAKAN hocamızın Refahyol Hükümeti döneminde bu konularda Başbakan Danışmanı olarak hizmet verdim ve bu çalışma dönemi benim için hayatımdaki en kıymetli çalışma dönemi olmuştur.Söz konusu dönemde rahmetli hocamızın uzak doğu iş gezilerine savunma ve havacılık projelerinde sorumlu danışman olarak katıldım.Bu kapsamda Malezya, Endonezya ve Singapur’daki savunma sanayi ve uçak projelerini görüştük ve Endonezya’nın Bandung şehrinde bulunan uçak tesislerini ziyaret ettik. D8 çalışma grubunun bir üyesi olarak zirai ilaçlama uçağı projesini başlattık. D8 anlaşmasının son maddesi olarak ifade edilen o proje gerçekleşmiş ve tasarlanıp üretilen ilk zirai ilaçlama uçağı(ZIU) hali hazırda TAI’de uçar vaziyette bulunmaktadır. Yangın söndürme uçağı dönemin ikinci havacılık projesi olarak 1960’lı yılların sonunda Amerika’dan hibe yoluyla alınan S2E Tracker deniz uçaklarından bir tanesini yangın söndürme uçağı olacak şekilde modifiye ettik fakat devam etmedi.

Havacılık endüstrisinde şu anda hangi aşamadayız? Hızla adımlar atamaz mıyız?

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuda hak ve hukukunu teslim etmemiz gerekir. Cumhurbaşkanımız ‘Uçağımızı, tanıkımızı %100 yerli yapacağız.’ diyor. Bu cümlede uçak havacılığı, tank ise savunma sanayini temsil etmektedir. Ayrıca kıymetli Cumhurbaşkanımız; “ Benim gönlüm tasarımından üretimine kadar hiçbir aşamasında yer almadığımız bir ürünün alınıp kullanılmasına razı değil. Bizim savunma sanayi için dışarıya verecek tek kuruşumuz olmamalı.” diye tüm Türkiye’ye bir hedef çizmiştir. Bilinen bir konudur ki bir ülkenin hem havacılık hem de savunma sanayi %100 kendinin olmazsa başına darbede gelir, fakirlik de gelir. Güçsüz olursunuz. Siyasi gücünüz yetersiz, ekonomik gücünüz zayıf sizde ikinci sınıf bir ülke olursunuz. Bir ülkenin bağımsızlığının tadına varabilmesi ve gerçekten bağımsız olduğunu hissedip başkalarına da hissettirebilmesi için savunma ve havacılık sanayinde %100 yerli üretime geçmiş olması gerekir. Bunun kaynağı İkitelli, OSTİM, İvedik gibi üretim merkezleridir. Türkiye’deki 300 adet üretim merkezi olan organize sanayi bölgesi mevcuttur. Türkiye’nin böyle bir imkânı var mı? Var. Şuan da İkitelli OSB’de 30 bin şirketimiz var. Ben o zaman başkana muhteşem bir gücünüz var diyebilirim. Ama aynı söylemimi İvedik OSB’ye, OSTİM ve diğer OSB’ler için de ifade edersem bu doğru olur. Çünkü üretim gerçek bir güçtür. İkitelli ile uçağın tamamını yapabilir miyim diye sorarsak bu sualin cevabı evettir.

Gerçekten böyle bir potansiyel gördünüz mü?

Görmez miyim? 30 bin firmayı say deseniz kim sayabilir. İsmini sayamadığım firmanın üretim kabiliyetini nereden bileceğim. Üstelik hali hazırda Türkiye’de 400 bin adet sanayi şirketi var. Türkiye ihtiyacı olan her türlü yüksek teknolojiye haiz savunma sanayi ve havacılık ürünlerini yapabilir. Bu konuda hiçbir şüphem yoktur. Sadece mevcut potansiyelimizi son ürünlere yönlendirme koordinasyonumuz eksik. Potansiyelimizi devleti yönetenler tam olarak bilemiyor, bürokrasi farkında değil. 15 Temmuz’da yaşanan olaylardan çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biride Türkiye’deki bürokrasinin, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’IN savunma sanayi ve havacılıkla ilgili ortaya koyduğu hedefleri, inanarak ve hızlı bir şekilde gerçekleştirme zorunluluğudur. Hali hazırda Türkiye’de savunma sanayi ve havacılıkla ilgili %100 yerli üretimle ilgili tartışmalar yapılmaktadır. Bu tartışma anlamsızdır. Türkiye’nin bağımsızlığı ve güçlü bir devlet olması adına bu stratejik hedef tartışılmayacak kadar açık ve nettir. Mesela; “Türkiye’nin 6-7 adet denizaltıya ihtiyacı var diyelim. bunun için ekonomik nedenlerle %100 yerli bir denizaltı sanayisi kurmaya gerek yok.” denilse bu büyük bir hata olur. Çünkü bir denizaltı bile ihtiyaç olsa muhakkak ki bunun teknolojisi bizde olmalı . Yoksa bağımsızlığımızın tehlikeye girme ihtimali yüksektir. Çünkü ben başkasının denizaltısıyla savaşamam. O zaman denizaltı almanın faydası nedir? Bu konuda; Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Harbi’nden hemen önce parasını peşin ödeyerek İngiltere’den satın aldığı ama Birinci Dünya Harbi’nin çıkması hasebiyle İngilizlerin parası peşin ödenmiş iki savaş gemisini Osmanlı Devletine vermemesi olayını tarihi bir misal olarak verebiliriz. Hatta peşin olarak ödenen söz konusu gemilerin paraları geri iade edilmemiştir. İşte bir ülke savunma sanayisi, havacılığı, tasarımı, AR-GE’si, mühendisliği ve üretimiyle bağımsız değilse siyaseten ve ekonomik olarak güçsüzdür ve her türlü dış etkiye açıktır. Bizim 15 Temmuz hain darbe girişiminden ve hali hazırda ülkemiz ve ortadoğu coğrafyasında yaşamakta olduğumuz terör olaylarından çıkaracağımız çok net bir sonuç vardır. Bizim bizlerden başka dostumuz yoktur. Türkiye olarak her türlü stratejik havacılık ve savunma sanayi ürünlerini acilen kendimiz yapmak zorundayız. Bunun için 7/24 ve 365 gün süreyle bir sanayileşme seferberliğine girmemiz gerekmektedir. Burada da hedef dünyanın en gelişmiş ülkesini geçinceye kadar bu çalışma performansını sürdürmek olmalıdır. Yani tam bir seferberlik gerçekleştirilmelidir. Gelecek nesillerin rahat edebilmesi için bizler fedakarlık yapmak zorundayız. Bunu açık ve net olarak söyleyelim ki; savunma sanayinde %100 yerliliğe ulaşıncaya kadar israf yapılmadan gerçekleştirilecek her türlü harcama doğrudur. bu durum ekonomik olarak sorgulanmamalıdır.

Bizim akademik alt yapımız nasıl? İyi beyinler yetişi - yor mu? Yetişen akademik ve teknik alt yapıya güvenebilir miyiz?​​​​​​​

TOKEL: Hiç şüphem yok. Şu anda Türkiye’de 180’e yakın üniversite var. Ben Enerji Bakanlığı danışmanıyken Milli Rüzgâr Enerji Sistemi projesini(MİLRES) başlattım. Bu proje kapsamında yüze yakın mühendis ve akademisyen başarılı bir şekilde çalıştılar. Şu anda 500 Kwh’lık %98 yerli rüzgar türbin üretim yapıldı ve test aşamasındadır.. Enerji Bakanlığında Hilmi GÜLER Bey’in danışmanıyken oranın bürokratları bu projeye inanmıyordu. Bu mümkün değil diyorlardı. Türkiye’nin imkânları, potansiyeli, kabiliyetleri, sanayisinin farkında değillerdi. Tümevarım yapamıyorsan tümdengelim yapacaksın. Tümevarım neden yapamıyorsun çünkü 400 bin tane şirketin faaliyetini bilemiyorsun. 400 bin tane şirketin yöneticilerini karşımıza alıp tek tek dinlememiz lazım ki, Türkiye’nin gerçek potansiyeli ortaya çıksın. Buna imkân yok. O zaman ne yapacağız? Mesela bir yolcu uçağı üreteceksek, parçalara ayıracağız ve bu parçaları yapan varsa öne çıksın diyeceğiz. Mesela rüzgâr tribünü projesinde dişli kutusu yapmaya gerek kalmadı çünkü bir firmamız zaten bu parçayı yapıp yurtdışına satıyormuş. Böyle hazır üretimlerle de karşılaşma imkânımız var. Yerli uçak projesinde de aynı durumla karşılaşacağımızı düşünüyorum. Almanya’da Airbus’a parça yapan sahibi Türk olan firmaları(AES,Spekon) bu duruma örnek olarak verebiliriz. Türkiye’nin kendi başına uçak yapamayacağı sözüne şahsen inanmıyorum. Biz TAI’ de ortak uçak üretimleri yaptık .fakat bu ortak üretim projelerinde yeteri kadar teknoloji transferi yapamadık ve böylece ortak üretim yaptığım projeleri bağımsız olarak devam ettiremez bir duruma düştük. Söz konusu bir eksiklik olsa bile bu eksikliği savunma ve havacılık teknolojileri için yaşayacağımız sanayileşme seferberliği kapsamında gidermemiz mümkündür.

Akademisyeni, mühendisi, teknik alt yapısı, bürokratı, kamu desteği gibi unsurları bir arada düşündüğünüzde ve tamam dediğinizde sizin için yerli üretim öngörüsü nedir?​​​​​​​

TOKEL: 2023 uygundur. O hedeflere yetişir. Yetişmez diye bir sıkıntı yok. Buna en zor konu uçak motoruysa onu da yapabilirsiniz. İniş takımıyla ilgili bütün altyapımız mevcuttur. Gövdeyle ilgili zaten TAI kabiliyet kazandı. THY Teknik yılda 600’e yakın dar ve geniş gövdeli uçakların bütün bakımlarını yapabilmektedir. Kabin içi ekipmanlarla ilgili yan sanayimiz hızla gelişmektedir. Üniversite ve kurumlarımızdaki Ar-Ge birimleri savunma sanayi ve havacılığa özgün projeler geliştirmektedir. Bütün bu faaliyetlerin belirli bir koordinasyon içerisinde hedefe-son ürüne- yönlendirilmesiyle sonuç alınabilecektir. Tek problemimiz koordinasyon olup bunu gerçekleştirdiğimiz takdirde dünyanın en ileri havacılık ve savunma sanayi ürünlerini Türkiye’den tüm dünyaya verir hale geleceğiz. Bundan hiç şüphem yoktur. Bu kapsamda tüm paydaşların özgüvenlerini en yüksekte tutarak ve inanarak çalışmalarını bekliyoruz.
Sonuç olarak Türkiye Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN gibi bu konuda çok güçlü irade sergileyen ve Türkiye’nin milli sanayisinin oluşması adına hedeflerini gayet açık ve net bir dille söyleyen bir Cumhurbaşkanına sahiptir. Bu Türkiye için büyük bir kazançtır. Ayrıca 400.000 adet dünyayı kendisine hayran bırakan sanayicimiz mevcuttur. Üniversitelerimizde çok kıymetli araştırmacı bilim adamlarımız çalışmaktadır. Bu şartlar altında bize Türkiye olarak dünyanın en iyi havacılık ve savunma sanayi ürünlerini üreterek insanlığın hizmetine sunmak kalıyor. Bununda gerçekleşeceğine inancımız tamdır.
 

Etiketler:
#
image description

Kamber Koçak

Mart 2021

Bursa Uludağ Üniversitesinde Makine Mühendisliği bölümünden 2020 yılında lisans derecesiyle mezun oldum. Başlıca ilgi alanları m ve araştırmalarım havacılık ve enerji verimliliği üzerindedir. Edindiğim bilgileri sizlere aktarmak için yazmaya devam edeceğim çünkü insan insandan beslenir.

0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

https://inovatifbakis.com.tr/assets/