25 Eylül 2021
  1. Anasayfa
  2. Teknoloji
  3. YAPAY ZEKA SONUMUZU MU GETİRECEK?

YAPAY ZEKA SONUMUZU MU GETİRECEK?

YAPAY ZEKA SONUMUZU MU GETİRECEK?

     "Yeni teknolojilerin kitleleri işsizliğe sürükleyeceği, birçok geleneksel mesleğin yok olacağı mevzusu hepimizi korkuya düşürüyor. Bu korkular yeni mesleklerin yaratılmasıyla kısmen telafi edebilir. Ancak yeni mesleklerin yüksek düzey uzmanlık gerektireceği aşikâr. “

     YAPAY ZEKA SONUMUZU MU GETİRECEK?

     20.yüzyılda güçlü bir ülke yaratmak, başarılı bir ekonomiye sahip olmak için milyonlarca insana gereksinim duyardınız. Yapay zekanın gelişmesiyle yaşadığımız yüzyılda, bir ülkenin zenginliği ve gücü giderek daha az insan çoğunluğuna bağlı olmaya başladı. Tarihçi, yazar Yuval Noah Harari’ye göre 20-30 yıl sonra çoğu insanın sıkıntısı sömürülmek değil, sadece konu dışı kalmak olacak. Geçmişten günümüze, insanlarda canlılığı taklit eden makineler, süs eşyaları ve oyuncak yapmak derinden gelen bir arzudur ki yapay zeka üzerine yapılan çalışmalar da giderek artmaktadır. Yapay zeka felsefesini ilk ortaya çıkaran kişi ünlü İngiliz mantık ve matematikçisi Alan Turing’dir. Dartmouth konferansından altı yıl önce, yani 1950 yılında Turing, Mind adlı felsefe dergisinin Ağustos sayısında “Computing Machinery and Intelligence” adlı bir makale yayınlar. Bu makalede Turing “Makineler düşünebilir mi?” sorusunu dikkatli bir felsefi tartışmaya açmış ve makineler düşünebilir iddiasına karşı olan itirazları reddetmiştir. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı sırasında Turing, Alman şifreli mesajlaşma makinası olan Enigma’nın şifrelerinin çözülmesinde önemli bir rol oynar ve o yıllarda bir deney yapar. Turing testi deneyinde bir kişi bilgisayar üzerinden sorular sorarak karşı tarafla bir diyalog kurar. Eğer kişi karşıdakinin insan mı bilgisayar mı olduğunu ayırt edemiyorsa karşıdaki bilgisayar Turing testini geçmiş sayılır. Yapay zeka çalışmaları uzun yıllar gündemden popülerliğini yitirmişken 1997 yılında önemli bir olay olur. IBM şirketinin Deep Blue isimli yapay zeka sistemi Dünya Satranç Şampiyonu Garri Kasparov’ u yener. 2017 yılında ise hamle sayısı açısından dünyanın en stratejik oyunlarından olan Go oyununda dünya şampiyonu olan Lee Sedol, Google ‘ın AlphaGo bilgisayar programına yenilir. Peki sizce bu nasıl gerçekleşti? AlphaGo’ya yazılımcılar Go oyununun tüm hamlelerini sadece anlatıp kodlamışlar mıydı? Cevabı: Hayır, ona kimse Go şampiyonu nasıl yenilir diye anlatarak ya da göstererek öğretmedi. AlphaGo, 150 bin adet insan Go oyununu görüp insanlar nasıl yapıyor bu işi diye öğrendikten sonra kendi kendine binlerce maç oynayarak kopyalarından hangisi maç sırasında galip geldiyse parametrelerini ona benzetecek şekilde ayarlayıp; kendi tecrübesini yaratarak insanüstü seviyeye geldi. Bunun sebebi yapay zekaların kendi kodlamarında bulunmayan şeyleri öğrenme yeteneğine sahip olmalarıdır. Siz ona öğretmeseniz bile yeni şeyler keşfedebilir, onları uygulayabilir ve keşfettiği şeyleri birleştirerek daha önce hiç varolmamış şeyleri geliştirebilir. Her ne kadar duyguları olmasa da hep üzerine koyan bir tasarım.Bu iki örnek, reaktif makineler grubuna giren, uyaranlara tepki gösterebilen yapay zekalardır. Bir diğer grup zihin teorisine dayanan makineler, geleceğe korkuyla bakılmasına neden olan yapay zekalardır. Bu yazılımlar, insanlarla iletişim kurabiliyor, duygu ve ve düşüncelerinizi anlıyor, ona göre tepkiler veriyor, sosyal etkileşim kuruyorlar. Telefonlarımızdaki asistanlar, yavaş yavaş bu noktaya evrilmeye, kişisel isteklerimize göre şekillenmeye başladı.

     Yapay zekaya korkuyla bakılmasının bir başka örneği ise “Alpha”. Bir Amerikan araştırma ekibi tarafından ‘Alpha’ isimli yapay zekâ savaş pilotu sistemi geliştirildi. Alpha, insan pilotlardan 250 kat daha hızlı karar alan bir sistem. Alpha’nın süper-insan uçuş yetenekleri, genetik bulanık ağaç (genetic fuzzy tree) adı verilen bir çeşit bulanık mantık (fuzzy logic) algoritmasından kaynaklanıyor. Peki Alpha ’nın çatışma durumunda ne yapacağından emin olabilecek miyiz? Bu sistem, geçen sene bir çatışma senaryosunda, mevziisini korumak için iki savaş uçağına karşı dört sanal jet kullanmış ve hiçbir kayba uğramamıştı. Üstelik senaryo gereği saldıran taraf, askeri kapasite bakımından yapay zekânın savunmasından çok daha üstündü. Benzer bir simülasyonda, Amerikan Hava Kuvvetleri’nden emekli bir albayın kullandığı bir sanal jeti de dize getirmişti Alpha. Beceri açısından hiçbir eksiği yok; belki de gelecek birkaç sene içinde daha iyi bir konuma ulaşıp büyük ülkelerin savaş envanterinde yerini alacak. Peki en kritik anda doğru kararları vereceğini kim garanti edecek? Örneğin gerekli gördüğü takdirde ya sivil bir hedefi vurursa? Etik sorular hâlâ gerekli bir biçimde cevaplanmış değil. Bunun nedeni Alpha gibi sistemlerin ‘fuzzy logic’ (bulanık mantık) adı verilen yöntemle çalışmasından kaynaklanıyor. Bir karara varmadan önce birçok seçeneği değerlendiriyorlar. Hangi manevra yapılacak, hangi silah ateşlenecek, değerlendirmeden sonra karar veriyorlar. İşte tam bu noktada makinaperverler ile yapay zekânın karşıtları tartışmaya giriyor. “Vicdan yok, empati yok, yapay zekâ sivil hedefi niye gözetsin!” diyor itiraz edenler. Savunucularsa “İnsanlar yanlış değerlendirmeler yüzünden her koşulda daha çok zarara sebebiyet veriyor.” diye yanıtlıyor.

     Yapay zekâ konusundaki diğer bir örneğimiz ise IBM tarafından geliştirilen AI (Artificial Intelligence) ROSS, icra-iflas alanında hizmet vermek üzere geliştirilmiş; avukat, hukuki danışman ve içtihat kaynağı benzeri sıfatlarla işleyen, hukuk alanında kullanılan bir yazılım. Ross okuma, anlama, araştırma ve soru sorulduğunda hipotez ortaya atma, alıntı ve referanslarla bir sonuca varma gibi işlevlerde bulunabiliyor. Basit düzeyde sorulan İngilizce sorulara tüm yasal mevzuattan, emsal kararlardan ve ikincil kaynaklardan yararlanarak hızlı bir şekilde cevap verebiliyor. Ulaştığı çözümleri taradığı veriler doğrultusunda sunan Ross yeni mahkeme kararlarını, yasal düzenlemeleri ve değişiklikleri sürekli kontrol ediyor ve üreteceği çözümlerin güncel hukuka uygun kalmasını sağlıyor. Ayrıca tecrübelerden sonuçlar çıkararak geçmiş tecrübelerden elde ettiği kısa yollarla daha hızlı işlem yapıyor. Fakat Ross bir avukatın yaptığı bütün işleri yapamıyor, örneğin duruşmalarda kullanılamıyor, dava açamıyor. Ross’un mahkemelerde dava açabilmesi için uygulamaların mahkemelik bilgisayarlarına bağlanması, mahkemelerde otomatik dava açma yazılımı kurulması, bot kimlik doğrulama sistemi geliştirilmesi ve insan denetim süreçlerinin belirlenmesi gerekiyor. Bunlara izin verip sınırlamalar getiren yasal düzenlemelerin mevzuatta yer alması gerekiyor. Kuzey Carolina Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dana Remus ve MIT’den Frank Levy, robot avukatlarınyasal boyutlarını ve hukuki açılımlarını incelemeye başladılar. Levy ve Remus yapay zekâların kullanılması ile avukatların işsiz kalma riskini araştırdılar. Bir danışmanlık firmasının yardımıyla avukatların ücretli mesai saatlerine baktılar ve yapay zekânın yakın gelecekte hangi alanlarda avukatların yerini alabileceğini incelediler. Sonuç olarak önümüzdeki 5 yıl içerisinde avukatların işinin %13’ünü botların yapacağı sonucuna ulaştılar.

     Bu çarpıcı örnekleri göz önünde bulundurup günümüz yapay zekâ gelişmelerini değerlendirirsek büyük bir teknolojik dönüşüm çağına adım attığımızı görüyoruz. Yeni teknolojilerin kitleleri işsizliğe sürükleyeceği, birçok geleneksel mesleğin yok olacağı mevzusu hepimizi korkuya düşürüyor. Bu korkular yeni mesleklerin yaratılmasıyla kısmen telafi edebilir. Ancak yeni mesleklerin yüksek düzey uzmanlık gerektireceği aşikâr. Bu mesleklere atanacak insanların nasıl eğitilmesi gerektiği de üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir konu.Peki biz insanlar olarak şuan neler yapmalıyız? Bizim bu noktada yapmamız gereken, teknolojiyle iç içe olan, nitelikli bireyler yetiştirmek. Gelecekteki değişimlere uyum sağlayabilmek için de okulların öğrencileri, işletmelerin ise çalışanları gelecek teknolojiye adapte olmaları için en iyi şekilde eğitmeleri gerekiyor. Diğer bir taraftan da yapay zekâ, en çok insanlarla iş birliği içinde kullanıldığı zaman verimlilik sağlıyor. Makineler ne bilmediklerini bilmiyorlar. Üstelik insanlarla nasıl etkileşim kuracaklarını da bilmiyorlar. İşte bu yüzden yapay zekanın en iyi uygulamaları insanın muhakeme gücü ve empati yeteneği ile bilgisayarların hızı ve etkililiği birleşince ortaya çıkıyor.Bu sebeple yapay zekâyla dost olabileceğimizi düşünüyorum her türlü distopik gelecek senaryosuna karşı.

     Nick Bostrom da dediği gibi “Elimizde, muhtemelen insanlığın tüm geleceğinin bağlı olduğu, süresi belirsiz ve son derece zor bir problem var.” Yapay zekâ sonumuzu mu getirecek yoksa bizim kurtuluşumuz mu olacak, yakın zamanda cevaplayamayacağımız bir soru. Fakat her iki ihtimal dâhilinde de bize düşen, sonsuz evrende bulunan değerli bir soluk mavi noktayı korumak…
 

image description
image description
image description
image description

Büşra Cesur

Mart 2021

Uludağ endüstri mühendisliği mezunu, her daim edebiyat,sinema, mühendislik konularında araştırma yapmayı seven meraklı biriyim. İlgi alanım dahilinde sizler için işe yarar şeyler paylaşabilmeyi ümit ediyorum.
Okumayı seven herkese sevgilerle...

0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

https://inovatifbakis.com.tr/assets/